Ukrayna : Avrupa’nın Unutulmuş Savaşı

ekran-resmi-2017-02-15-13-14-51
Kırım’da bir afiş (Foto: Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump‘ın ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn, Rus yetkililerle yaptığı bir takım görüşmelerin ortaya çıkması üzerinde görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Görüşmeler, ABD’nin Rusya’ya uygulamakta olduğu yaptırımlarla ilgiliydi. Bu vesileyle ABD’nin Rusya’ya halen bir takım ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamakta olduğu, bunların da nedeninin Ukrayna‘da devam eden kriz olduğunu tüm dünya hatırlamış oldu.

Aslında Ukrayna’da çatışmalar 2014 yılından beri devam ediyor ve şimdiye kadar da en az 10 bin kişi hayatını kaybetti. Yaralananlar ya da evini barkını terk etmek zorunda kalanlar da cabası. Kısacası, manşetlerde kendine yer bulamasa da, Avrupa’nın ortasında gayet ciddi bir savaş devam ediyor.

Kriz Rusya’ya yakın devlet başkanı Viktor Yanukoviç‘in 2014’ün Şubat ayında sokağın baskısı altında istifa etmesiyle başlamış, ardından Rusların etnik çoğunluğu oluşturduğu stratejik önemdeki Kırım yarımadası bağımsızlık ilan edip Rusya’ya katılmıştı. (O günlerde Habertürk’ten Elif Key ile bu konuları konuşmuştuk : haberturk.com/…/924007-ukraynada-maidanin-otesi )

O arada, Ukrayna’nın doğusunda gene etnik Rusların yoğun olarak yaşadığı Donbass bölgesinde de Rusya’nın desteklediği milisler ve Ukrayna ordusu arasında çatışmalar çıkmıştı. Donetsk ve Luhansk’ta denetimi ele geçiren milisler, buralarda Novorossiya isimli bir de cumhuriyet ilan etmişlerdi.

Elbette Vladimir Putin bu milislerin arkasında Rusya desteği olduğunu şiddetle reddediyor, Kırım’ın ise özgür bir referandum sonucu kendi kaderini tayin ettiğini savunuyor. Batı dünyası ise ne Kırım’ın Rusya’ya ilhakını tanımış durumda, ne de Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmalarda parmağı olmadığı iddiasını kabul ediyor.

Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalarla ilgili olarak ve “Minsk Süreci” kapsamında son iki yılda Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ın arabuluculuk sağladığı birkaç ateşkes ilan edildi. Hatta son olarak 23 Aralık 2016‘da da ateşkes ilan edilmişti. Ancak Ocak ayından bu yana çatışmalar giderek kızışıyor. Alışıldığı üzere, ateşkesin ihlalinden Ukrayna hükümeti Rus milisleri ve Rusya’yı, Rus milisler ise Ukrayna yönetimini suçluyor.

Son olarak Şubat başında Donetsk‘teki Rus milisler, bu şehre 10 km uzaklıktaki Avdiivka‘da Ukrayna kuvvetlerini bir hayli zorladılar. Kiev yönetimi Avdiivka‘da halkın zor durumda olduğunu; gıda, içme suyu ve ısınma sorununun baş gösterdiğini iddia ediyor.

ekran-resmi-2017-02-15-14-02-30Rusya yönetimi çatışmaların yeniden başlamasını “Ukrayna’nın dikkat çekme çabası” olarak yorumluyor. Putin, geçtiğimiz haftalarda Macaristan’a yaptığı ziyaretinde, “Trump’ı Ukrayna konusunda karar vermeye zorluyorlar” diyerek yine Kiev yönetimini suçlamıştı.

Her ne kadar Trump yönetimi şimdilik Rusya iyi geçinme yanlısı olsa da, Cumhuriyetçi Parti’nin önemli isimlerinden John McCain geçtiğimiz günlerde Trump’ı Rusya konusunda uyaran bir mektup yazdı. reuters.com/…/us-usa-trump-ukraine-idUSKBN15H230 McCain mektubunda Trump’ı Ukrayna’ya yardım etmeye çağırdı ve Putin’in Trump’ı bu konuda test ettiğini iddia etti. McCain’e göre Trump yönetimi bir an önce Ukrayna konusunda bir karara varmalı ve Rusya’ya aşmaması gereken sınırları hatırlatmalı.

Ukrayna yönetimi, Obama zamanında ABD’nin desteğine emin olabiliyordu, ancak Trump’ın Rusya’yla bir uzlaşmaya varma uğruna Ukrayna’yı “boşverme” ihtimali onları endişelendirmiyor değil. 

Öte yandan yeni yönetimin Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Kırım konusunda “Ukraynalıları silahlandırmalıydık” diyen bir isim. ABD’nin BM nezdindeki büyükelçisi Nikki Haley de BM Güvenlik Konseyi’nde 2 Şubat’ta yaptığı bir açıklamada, “Rusya Kırım’dan çekilene kadar yaptırımlar devam edecek” diye hatırlattı. Bu açıklamalar hakkında Trump ne düşünüyor, orası henüz belli değil.

Bulgaristan ve Moldova’da Rusya’ya yakın isimler cumhurbaşkanı seçilir, Macaristan Rusya ile yakınlaşmasını sürdürür, Romanya’da ise hükümet zor anlar yaşarken, Ukrayna’da olup bitenler de ABD-Rusya arasında yeniden kurgulanan denklemi elbette yakından ilgilendiriyor.

Ülkesinde önemli bir Ukrayna diasporası bulunan Kanada’nın Başbakanı Justin Trudeau 13 Şubat’ta Beyaz Saray’daydı ve gerçekleştirdiği ziyarette bu konunun gündeme gelmesi de bekleniyordu. Ama basın açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla öyle olmadı. Belki Trump Ukrayna’yı çoktan boşvermiştir.

Eurovision’un Jeopolitiği

Ekran Resmi 2016-08-23 17.36.00Avustralya’nın eski Başbakanı Tonny Abbott, “Eurovision’da ikinci olmamıza üzülmedim; bir zorbanın elinde kıvranan Ukrayna halkına birincilik moral verdiyse, buna ancak sevinebilirim” diye tweet atarken, hedefinde elbette Rusya vardı.

Aslında “Avustralya Eurovision’da ne arıyor?” diye gayet temel bir soru sorarak işe başlamak mümkün.

Bu ülke geçen sene Eurovision’un 60. yılı şerefine, “bir seferlik” denilerek davet edilmişti; ancak bu sene hiçbir şey olmamış gibi yeniden arz-ı endam etti. Üstelik yarışmaya seneye de katılacağını açıkladı. “Eurovision Şarkı Yarışması ne zaman ‘mantıklı’ bir etkinlik oldu ki?” deyip, bunu fazla sorgulamamak belki de en iyisi.

Tonny Abbott’un Rusya’yı hedef almasının arkasında, 2014 yılının Temmuz ayında Ukrayna hava sahasındayken düşürülen Malezya Havayolları’na ait uçak yatıyor. Bu uçakta ölen 298 kişiden 38’i Avustralyalıydı ve olaydan Putin’i sorumlu tutan zamanın Başbakanı Abbott, Rusya’ya o zaman da gayet sert bir dille meydan okumuştu. Britanya’nın doğal, ABD’nin ise yakın müttefiki olan Avustralya’nın, Rusya’ya şu sıralar sempati beslemesi zaten eşyanın tabiatına aykırı olurdu.

Abbott’un açıklamalarının da gösterdiği gibi, Eurovision Şarkı Yarışması Rusya’yla “Batı” arasındaki krizin yeni bir cephesine dönüştü; çünkü 14 Mayıs akşamı Stockholm’de yapılan bu seneki finali Ukrayna adına sahne alan Jamala kazandı. Baba tarafı Kırım Tatarı, anne tarafı ise Yukarı Karabağlı bir Ermeni olan Jamala‘nın birinciliği, söylediği şarkının sözleri nedeniyle Rusya’yı öfkelendirdi. Ülkede Eurovision’un bundan böyle boykot edilmesi çağrıları bile yapılıyor.

Rusya’nın tepkisi aslında final gecesinden çok önce başlamıştı. Rus yetkililer, Jamala’nın seslendirdiği “1944” isimli parçanın içeriğinin siyasal olduğunu, bu nedenle de Eurovision kuralları gereği sahne almaması gerektiğini iddia etmiş; ancak yapımcılar bu şikayeti ciddiye almamıştı. Elbette bu red yanıtı da Moskova’da, “Avrupa’daki Rus karşıtı havanın bir yansıması” olarak değerlendirildi. Şarkıya itiraz eden Ruslar 1944 yılında Kırım’da trajik bir olay yaşanmadığını mı iddia ediyor, yoksa Stalin’in yaptıkları üzerinden bugünkü Rusya’ya  haksızlık ediliyor diye mi şikayet ediyor, orası pek belli değil.

Ekran Resmi 2016-08-23 17.35.09

Kopartılan fırtına yüzünden, kazanan şarkıyı belirleyen “halk oylamasında” Ukrayna’dan Rusya’ya en yüksek oy olan 12 puan; Rusya’dan da Ukrayna’ya 10 puan gittiği gerçeği güme gitti. Belki de “iç düşman” paranoyasını kışkırtmamak için bunun üzerinde fazla durulmamıştır; ya da “halkların aslında birbiriyle pek derdi yok” söylemi şu an için işlevsel görülmemiştir, kim bilir?

Jüri oylamasında ise tam aksine, Rusya ve Ukrayna birbirine sıfır puan verdi.

Yarışmanın yapımcıları ise, bu olanların son tahlilde bir barış mesajı taşıdığını iddia ediyor. Gerçi ortada “barış istemiyorum” diyen pek kimse yok; sorun “barış”ın nasıl tanımlandığında yatıyor. Herkes kendi aklındaki “barış” her neyse, onu başkalarına dayattığı müddetçe de “barış”a ulaşmak mümkün olmuyor.

Sonuç olarak, Eurovision seneye Ukrayna’da düzenlenecek. Son iki yılda 9 bin kişinin çatışmalarda öldüğü ve fiilen savaştaki bir ülkede bu yarışma nasıl düzenlenir, Eurovision’un yapımcıları herhalde bunu düşünmeye koyulmuşlardır bile.

Türkiye bu Avrupa etkinliğine dört yıldır katılmadığına göre, tüm bunlar bizi neden ilgilendirsin demek de mümkün. Üstelik Rusya da artık boykotu tartışıyor. Neyse ki Avustralya gibi “Batılı” olup olmadığını kimsenin tartışmaya gerek bile görmediği ülkeler yarışmacı açığını kapatıyor. Acaba sırada Yeni Zelanda, Kanada ve ABD de var mıdır?

(22 Mayıs 2016)