Libya’da Neler Oluyor?

Geçtiğimiz hafta IŞİD’e biat etmiş silahlı bir grubun Libya’da 21 Mısırlı Hıristiyanı katletmesi, buna tepki olarak da Mısır Hava Kuvvetleri’nin bu ülkedeki bazı mevzileri bombalaması, Libya’da yaşanan kaos ortamını yeniden gündeme taşıdı. Ortadoğu’daki diğer gelişmelerin gölgesinde kalmış olsa da, Libya giderek önemli bir uluslararası güvenlik meselesine dönüşüyor.

1969’dan beri ülkeyi yöneten Muammer Kaddafi’nin NATO’nun hava akınlarıyla da desteklenen bir ayaklanma sonucu 2011 yılında devrilmesi, “Arap Baharı”nın kazanımlarından biri olarak değerlendirilmişti. 2012 yılında Libya’da bir geçiş dönemi parlamentosu ve hükümeti kurulmuş, ancak ülkedeki 140 aşiretin hepsi bu yeni yönetimi kabul etmemişti. Neticede Libya’nın dört bir yanında farklı milis grupları ortaya çıkarak kendi aralarında çatışmaya başlamış, bu arada her bir grup kendi kontrol ettiği bölgedeki petrol kuyularını sahiplenmişti.

Ülkenin doğusundaki Tobruk ve batısındaki Trablusgarp’ta şu an iki ayrı hükümet ve iki ayrı parlamento bulunuyor, ancak bunların fiilen hâkim oldukları alan ülkenin sahil şeridiyle sınırlı. Trablusgarp’taki hükümetin Müslüman Kardeşler çizgisine yakın olduğu ve Katar başta olmak üzere bazı yabancı ülkeler tarafından desteklendiği iddia ediliyor. Tobruk’taki yönetim ise Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne daha yakın duruyor.

Pek çok farklı etnik grubun güç mücadelesine sahne olan ülkenin güney bölgeleri ise insan kaçakçılığından silah ve uyuşturucu ticaretine pek çok yasadışı faaliyetin merkezine dönüşmüş durumda. Bu vaziyet komşu ülkeler Çad ve Nijer’de güvenlik kaygısı yaratıyor. IŞİD’den El-Kaide’ye pek çok rakip İslamcı radikal örgütün varlığı da ülkedeki kaos ortamını derinleştiriyor.

Libya’nın uluslararası kamuoyunun, özellikle de Avrupa’nın gündemine gelmesini sağlayan da bu radikal örgütlerin etkilerini giderek arttırıyor olması. İtalya, eski sömürgesi olan Libya’daki durumu artık bir numaralı dış tehdit olarak tanımlıyor. Libya kaynaklı bir mülteci akınıyla da başetmeye çalışan İtalyan hükümeti, bir yandan Avrupalı ortaklarının yardımını istiyor, diğer yandan da uluslararası bir müdahale durumunda bu ülkeye 5 bin asker göndermeye hazır olduğunu açıklıyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi henüz bu yönde bir karar almış değil. Pek çok AB ülkesi, Libya’ya yapılacak bir müdahalenin yüksek maliyetinden çekiniyor. Avrupa kıyılarına çok yakın altı milyon nüfuslu bu ülkenin radikal İslamcıların “Batı”yla mücadelesindeki en önemli cephelerden birine dönüşme riski de endişe yaratıyor.   

Bu ortamda Mısır, Libya’ya müdahaleye en hevesli ülke olarak ön plana çıkıyor. Son haftalarda peş peşe silah satın alım anlaşmaları imzalayan Mısır yönetimi, BM’nin Libya’ya karşı uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması için de uğraşıyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, Libya’daki otorite boşluğunu işaret ederek şimdilik buna yanaşmıyor. Mısır’ın müdahaleci tavrı, bu ülkenin kimi Arap ülkeleriyle arasını da bozuyor. Örneğin Mısır’ın “Libya’daki teröristlere arka çıkmakla” suçladığı Katar, Kahire’deki büyükelçisini geçen hafta geri çekti.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Libya’daki kaostan ittifakın sorumlu olmadığını sık sık söylese de, Rusya ve Çin’in şiddetle itiraz ettiği müdahaleden sonra NATO’nun Libya’yı yeterince takip etmediğini de itiraf ediyor. Ancak “Batı” dünyası, özellikle de Avrupa, dikkatini giderek Libya üzerinde yoğunlaştırmak zorunda kalacak gibi. Belki Libya’da olup bitenlerin amacı da zaten budur.

(22 Şubat 2015)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s